Domuz işareti anlamı definecilikte

Definecilikte en çok önem verilen işaretlerden biri domuz ve yavrularıdır. Ayrıca dinsel tema olarakta kullanılmıştır. Domuz doğurganlığı ile bilinmektedir. Bereketi de simgeler. Beyaz domuzun gümüşü simgelediği söylenegelen rivayetlerdendir.
1-Domuzun yavrular resmedilmişse ve yavrular ana domuzun etrafında dağınık olarak duruyor iseler büyük domuzun baktığı yönde 30 adım sayılmalıdır. Define genellikle mirastır. Ya aile reisinin yada bir yöneticinin altınlarıdır.
2-Domuz önde yavrular peş peşe sıralı ise tümünün baktığı yöne doğru araştırma yoğunlaşmalı.
3-Yavrulardan bir tanesi diğerlerinden farklı olarak arkaya bakıyorsa gömü sürünün gittiği istikametin tersi istikametinde her yavru için bir veya on adım mesafede olup, genelde kayanın altına denk düşmektedir. Mesela dört yavru varsa gömü ya dört adım ileride yada kırk adım ileride olup, derin mesafededir. Bazen bu figür geriye doğru 30 metre mesafede kayanın altında şeklinde de ifade edilir.
4-Roma iktidarı döneminde ölümsüzlük ile bütünleştirilmiş olup, kanatlı olarak görülebilmektedir.
5-Domuz gömüsü zor ve derindedir. Bir bakıma tavuk ve civcivler konusu ile benzerlik gösterir.
Ayak durmak ya da yürümek anlamına gelir. Durmak ve olduğun istikamete bakmak anlamına da delir. Ayağın parmak uçları yön verir. Yerde sabit kayada ise, ayağımızı bu işaretin içine koyarız. Sağ ayak ise sağımıza, sol ise solumuza bakarız, ufak bir yığma yada çukurlaşmış bir yer bulmaya çalışırız.
Çift ayak : Varsa ön işaret bitmiş, okunacak son işaret bitmiştir, okunacak son işaret budur. Durulur 26-27 adımdan daha yakın ayak yönünde emanet aranır.

Sağ ayak resmi ise ayak parmakları istikametinde sağ taraf araştırılır. Sol ayak resmi ise ayak parmakları istikametinde sol taraf araştırılır. Hem sağ hem sol ayak izi yan yana ise ayak izlerinin istikametinde bakılır, ileride farklılık gösteren yerler araştırılır. İddiaya göre tek ayak resmi varsa gömü yakında, iki ayak izi varsa gömü uzaktadır.

Mağara taban, tavan veya duvarındaki oyulmuş veya çizilmiş ayak izinin herhangi bir yere basıldığında mekanik olarak çalışan bir tuzağın olduğunu ve çalıştıktan sonra durdurulamayacağını simgeler. Basılan yer tuzakları bir tane olabileceği gibi bir kaç tane değişik tuzakta olabilir.
Başka Bir Yorum : Tek ayağın olduğu istikamette hemen 3-7 veya 10 adım mesafede define olabilir. Ancak 111 adım diyenler de vardır. Başparmak üzerinde küçük bir kabartma varsa bu 40-70 veya 111 metredeki gömüye işarettir.
Ayak işareti aynı zamanda genelev anlamında da kullanılmıştır.
Mermer üzerinde ise veya kabartma ise ölüye ait bir bilgidir. Defineyi anlatmaz.

Başka Bir Yorum :

Tek ayak yön gösterir. Tek ayak yerdeki sabit kayada ise durulur. Ayak parmakları istikametinde dikkatlice çukur veya tümsek bir yer aranır. Tamamlayıcı ikinci bir işaret vardır. Tamamlayıcı işarete Sani denir. Bu işaret 3 adımdan daha yakın değildir.Tek ayak hassas ölçülür. Her santimetresi 72-78 ile çarpılır.
Başka bir ölçüme göre 12 metre ileri bakılır.

Başka Bir Yorum :


Ayak İşaretleri:
Ayak işaretleri (insan Ayakları) parmaklı, parmaksız, tek parmak, parmaklı veya 5 parmaklı, çarıklı ya da çıplak ayak ne anlama gelir anlatmaya çalışalım. Bu arada bu konuyu okuyan arkadaşlarımızın arazide ya da herhangi bir site de gördüğü ayaz izlerini göz önüne aldığında neyin ne olduğunu daha kolay anlayacağını ümit ediyorum. Arkadaşlar imla hatası olabilir, düşük cümle yapısı olabilir. Burada yazdıklarım kitap bilgisi değil tamamen tecrübe ve tespitlerime dayalı şahsi fikirlerim olup, doğruluğu her zaman tartışılabilir.
Ayak işaretleri : her şeyden önce yol verir ve yürümeyi tavsiye eder. Ayak işaretlerinin olduğu yerde define aramak anlamsızdır. Ayak işaretleri topuk yapısı yapısını, uzaklığı verir.

Parmak yapısı, şayet 3 ya da 5 parmak var ise; mutlaka merdivenleri verir.Parmaksız ya da tek parmaklı ayak bizi yine hedefe götürür ama öncelikli aranacak noktanın merdiven olmadığını bilmemiz gerekir.
1- Topuk kısmı 2 cm. sert ve oyuk parmak kısmı (Ön bölümü) 5 mm. Olan 5 parmaklı ayak işareti; Arazinin tatlı rampa yukarı olduğunu ve ayağın istikameti yönünde (Bu yönde bir, iki istisnası hariç güney ya da güney batıdır) mutlaka kayadan kesme merdiveni olan bir mevkiye geleceğimizin işaretidir. Merdivenli alana geldiğimizde ise nihai işarette merdivendir. Merdiven genelde yapı yerlerinde olmakla beraber bazen da çok anlamsız yerlerde de olabiliyo bunun örnekleri de olmakla beraber istisna olduğunu unutmamak gerekir.

5 parmaklı ayak olduğundan bulunan merdivende 3 basamağa bakılmalıdır. Bu basamakta mutlaka bir ayrıcalık fark bulunacaktır. Belki diğer basamaklara göre biraz daha kaba traşlanmış, çatlak, uçlarda kırıklık vb. para bu basamağın altında olup, volcan çete parasıdır. Ve en az paralardan birisidir. Hatta yakın yerlerdeki farklı işarete bağlı büyük paranın müjdesi gibidir. Zaten merdivenler genelde ya değirmenlerde ya da kale yerlerinde bulunmaktadır.

2- 3 Parmaklı Ayak : Topuk kısmı derin ön kısım normal olan ayak: yine rampa araziye merdivenli alama götürür ne var ki; merdiven basamak sayısı 3 olup, ortadaki merdiven basamağında işlem vardır.

3- Tek parmaklı Ayak : Topuk kısmı derin ayak işareti yine topuğun yaptığı (U) açısı istikametine yine (U) açısından alacağımız ölçüden de bulacağımız metre cinsinden veriye göre gidildiğinde arazide hafif uzunlamasına yığma bir alan aramalıyız. Yığma derken höyük, Tümülüs ya da küçük tepeler algılanmasın. Üzerinden traktörün rahatlıkla geçebileceği kabartılmış bir arazi diyelim tabii şekil parmak gibi uzunlamasına bi arazi olacaktır. Bu tür arazi bulunduğunda orta merkezinde mezar aramalıyız. Mezar Normal mezar olup 2. katlı olduğunu unutmamak gerekir.Üstte ceset altında kapak taşı ve altında mal.

4- Parmaksız Ayak İzi: - P Bunda sadece topuk kısmının verdiği açı ve ölçü iskametinde gidilir ve gidilen yerde nihai işaret aranmalıdır. Bu tür ayak bizi direk noktaya götürmez.

5- Mağara İçinde Parmaklı Ayak İzi ; Bir tarafı 4 cm. bir tarafı 2 cm. oyulmuş topuklu ve 5 parmaklı bir ayak izinin topuğunun mağara içinde aşağıya zemine açı yaptığını ve (U) olarak verilen açının istikametine yere bakıldığında bir altta da mağara (Oda) olabileceğini ve merdivenle inileceğini unutmamak gerekir. Tabii bu şekilde olan ayak izinde parmakların olduğu ön kısımda aşağıya yön ve istikamet verebilmesi için parmakların olduğu yerde en az 5-6 metre oyulmuş durumdadır. Arkadaşlar konuları birleştirirseniz Volçanın işaretlerini çözememek elde değil. Farkındaysanız hep aynı sistem de birini anladınız mı şifreyi çözdünüz mü tabiri caizse çorap söküğü gibi değer işaretlerde çözülür.

6 - Çarıklı Ayak İzi : Çarıklı ayak izi derin oymadır. Arka taraf daha da derin olabileceği gibi bazen uc kısmı ile de aynı derinlikte olabilmektedir. Çarıklı ayak izi arazide yine çarıklı ayak izinin şekli benzeri düz arazide hafif tümsek arazi de tek mezar vermektedir. Şayet ayak izinin içinde herhangi bir yerinde nokta yoksa orta merkez de nokta varsa; nokta olan yer ölçülmeli bir köşe ya da orta merkez esas alınarak noktaya mesafe alınır ve yapılan hesaplamalar arazide tatbik edilir.

Şayet topuk kısmı daha derinse arazinin işaretten itiberen noktaya kadar katedilecek yolun biraz rampa olduğunu ve para noktasının işaret noktasından rakım itibarı ile yüksekte olduğunu şifrelemektedir.

Bilgi amaçlı örnek ayak işareti.: Topuk hafif oyma parmaklara doğru çizim bir ayak işareti (arazinin hafif yama olduğunu şifreleyen bir işarettir.Aynı zamanda istikamette topuktaki (U) dan değil baş parmak ve yandaki parmağın (V) yaparak açı vermiştir.)

Kaynak : http://www.defineharitasi.com/articles.php?article_id=16

Definecilikde Bulunması Gereken Araç ve Gereçler


Definecide Bulunması Gereken Araç ve Gereçler

Günümüz koşullarından definecinin kullanması gereken araç ve gereçler

1- Alan tarama cihazı.
2- Nokta tespit cihazı.
3- Kazma-Kürek
4- Balyoz-Murç-Keski
5- İp-5x5 Cm kalınlığında 40 Cm boyunda kazıklar
6- Emniyet şapkası
7- Kalın sicim ip
8- Gaz maskesi
9- Muhtelif boylarda çapa
10- Mala
11- Fırça
12- El arabası
13- Makara sistemi ve kova
14- Elek
15- El feneri
16- Pusula
Bu araç ve gereçler birlikte kullanıldığından can güvenliği ve sağlıklı bir kazı yapmayı sağlayacaktır.
Küp mezarlar : Mezar tiplarinde ise Anadolu'da Erken Tunç Çağı halkının çoğunlukla küpleri tercih ettiğini anlamaktayız. Cesetler bu dönemde pithoslara gömülmüştür , bu da daha kalıcı ve orda yaşayan halkın barınma özelliklerine bağlı , nitelikli olarak pithoslara gömüldüğü düşünülmektedir. Ölü hediyeleri arasında günlük kapların yanı sıra ,özel törenler için kaplarda konulmuş. Cesetler küp içine hoker tarzda yerleştirilmiş ve ölü hediyesi bırakılmış. Küplerin genelde ağız'ı doğuya gelecek şekilde dipleri ise batıta bakar şekilde toprak içerisine hafif yatık biçimde gömülmüşlerdir. Küplerin ağzı plaka veya daha küçük taşlar ile kapatılmıştır. Bunun amacı mezar soygunlarını önlemek ve ölülerin içeriden çıkıp dünyaya dönmesini engellemek düşüncesi ile konulmuş olabilir. Küpler içinde özellikle bir kısmında ,birden fazla ölü gömülmesi, küplerin yerinin önüne konulan ve yüzeyden görülebilecek taş veya bir toprak yığını ile yerinin belirlendiği düşünülmektedir. Bazen bir pithos'da 6 adet iskelete bile rastlanılmıştır.

Oda mezarlar : Küp mezarlar yanında sandık mezarlarda kullanılmıştır. 30 ayrı merkezde sandık mezar geleneğine rastlanılmıştır. genel olarak Taş sandık mezarlar plaka taşlardan yapılmış ve üzeri düz sal taşları ile kapatılmıştır. Taş sandık mezarların benzerlerine bazen kerpiçten yapılmış şekliyle rastlanılmıştır. Taş sandık mezarlara genelde tek gömü yapılmıştır ancak ikili veya üçlü gömülerede rastlanılmaktadır.

Oda mezarlar genelde yaygın olmasada 9 ayrı merkezde tespit edilmiştir. Taştan örülen duvarların üstü ahşap ile örtülmüştür. En önemli olanı Alacahöyük'tür. Ölü gömme törenleri ile ilişkili olarak Alacahöyük Oda mezarları bize çok iyi bilgi vermektedir. Alacahöyük'te ölü gömme geleneği il ilgili bir tören düzenlendiği ve bıurada bir kurban törenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Kurban edilen hayvanın eti dışarıda yenilmiş ve kalan kafatasları ve sırt kemikleri belli bir düzende mezara yerleştirilmiştir.

Ölü gömme geleneğinde , yemek ile ilgili Girnevaz'da da ele geçen kapların içindeki yemek atıklarından yola çıkılarak burada da bir ölü yemeğinden söz edilmektedir. Burada da kurban töreninden sonra bir takım yiyeceklerin mezara bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Erken Tunç Çağı ölü gömme törenleri hakkında daha sonraki dönemlere ait olan Hitit metinlerinden daha detaylı olarak ip uçları vermektedir. Hitit dönemindeki bazı textlerde , ölü için yapılan bir takım kurban törenlerinden bahsedilmektedir. Bir metinde ekmeklerin bir altar üzerinde pişirildiği ve koyun kurban edildiği anlatılmaktadır. Birbaşka metinde fırında kurban edilip pişirilen kurbandan bahsedilmektedir. Boğazköy'den çıkartılan bir Hurrice metinde Salaşu ritüelinde bir kurban çukuruna bağlı bir dinsel anlatım söz konusudur. Ayrıca tanrı Nerik'i sakinleştirmek için kurban törenlerine ait kurban çukurlarından bahsedilmektedir. Hattuşa'daki bir ritüel tasvirinde 9 adet kurban çukurundan bahsedilmektedir. Kuş , Koyun , ekmek , küçük heykelcikler bırakıldığı anlatılmıştır. Bir başka metinde Katapa şeklinde söylenen bir kült yerinde kral ve kraliçenin yaşamını sürdürmesi için bir çukur açıldığı anlatılmış.
Hitit devrinde Anadolu halkı genelde ölülerini gömmekteydi. I. Hattuşili vasiyetinde şöyle yazmaktadır: "Cesedimi yıka, gerektiği gibi. Beni göğsüne bastır ve göğsünde tutarak beni toprağa göm…" Ancak imparatorluk döneminde Hitit kral ve kraliçelerinin öldüklerinde yakıldıklarına dair metinler de bulunmaktadır. Arkeolojik veriler Orta ve Güneydoğu Anadolu’da erken Tunç çağından başlayarak ölü gömme ve ölü yakmanın birlikte varolduğunu göstermektedir.

Eldeki metinler Hititlerin ölüleri yakma törenleriyle Homeros’un aktardığı Troyalı Hektor'un cenaze töreni arasında büyük benzerlikler ortaya koymaktadır. O. R. Gurney’in saptadığı bu benzerlikler şöyle özetlenebilir:

1) Cenaze yakılır,
2) ateş içeceklerin dökülmesiyle söndürülür,
3) kemikler yağa bandırılır ya da yağla kaplanır,
4) kemikler keten bezi ya da iyi bir giysiyle kaplanır,
5) küller taş bir odaya yerleştirilir,
6) şölen yapılır. Törenlerin bu denli benzeşmesi Troyalılarla Hititler arasında varolmuş olan güçlü bir kültürel bağa işaret etmektedir.

HİTİTLERDE ÖLÜLER KÜLTÜRÜ

İnsanların fiziksel beden ve ruhtan oluştuğu düşüncesi büyük olasılıkla Hititler’de de vardı ve ruhun ölümden sonra da varolduğu ve yeraltına gittiği düşünülmekteydi. Hatta burada ölüye annesinin yol gösterdiği de düşünülmekteydi. Muwatalli’den sonraki tabletlerde de ölüm gününün “anne günü” diye anılması bu ilişkiyi göstermektedir.

Ruhlar insanlara ancak rüyalar vasıtası ile gözükmekteydi. Bunu dışında da ruhların ziyareti olasıydı. Özellikle kendilerine kurban sunulmayan ya da haksızlık sonucu öldüğü düşünülen kişilerin ruhları yaşayanları sık sık rahatsız etmekteydi.

Tabletlerden ölülere kurban sunulduğu da anlaşılmaktadır. Ancak tabletler genelde krallardan sözettiği için bunun doğal olduğu düşünülebilir, çünkü kral öldükten sonra tanrı oluyordu ve tanrıya kurban sunmak gerekliydi. Bunun yanında halktan kişilerin de ölüye kurban sundukları bilinmektedir. Bu ölüleri yatıştırmak için olduğu gibi , Hitit ianaçlarına göre günahlar babadan oğula/kıza geçtiği için (aynı inanç Yunan mitolojisinde de vardır), günahlardan kurtulma amacıyla da olabiliyordu.

“ Hititçe kelime haznesinde, şimdiye kadarki bilgimize göre ‘düşünmek’ fiilinin olmadığına da değinmek gerekecektir. Öyle anlaşılıyor kii hititlerde ‘düşünmek’ insanın bizzat kendi ruhuyla konuşması, onunla diyalog kurması şeklinde ifade edilmiştir. “

Hititlerde ölü gömme adetleri zaman içinde farklılaşmıştır. Eski İmparatorluk çağında ölüler olduğu gibgi gömülürken daha sonraları yakılma ve küplere ya da taş sandık mezarlara gömme adeti uygulanmıştır.

En önemli cenaze karal ya da karaliçenin ölümü dolayısıyla yapılmaktadır.

«Eğer Hattuşaş’ta büyük bir hadise olursa,yani kral ve kraliçe tanrı olursa» etiketini taşıyan ölü metinleri ele geçmiştir. Bu metinlere göre kral veya kraliçe tanrı olunca, büyükler onun için ağlamaya başlardı. Hemen bir sığır kurban edilir ve ruhu için de şarapla içki kurbanı takdim edilirdi. Aynı günü akşamında yine bir keçi kesilir ve mevta bir arabaya konularak hususi surette kurulan bir çadıra götürülürdü. Burada tekrar kanlı kurban ve içki kurbanı yapılırdı. Bundan sonra tablet kırılmıştır. Fakar başka bir metinde ertesi günü ihtiyar kadınlar kızgın bir ateşi şarapla söndürdüklerine göre, ölü geceleyin yakılmaktadır. İhtiyar kadınlar ateşten kemik bakiyelerini toplayarak bunları içleri yağla doldurulmuş çömleklerin içine koymakta ve balahere bu kapları mabedde, belki de Yazılıkaya’nın küçük galerisindeki hücrelerde muhafaza etmekte idiler. “

Bu tür törenlere büyücü anlamındaki yaşlı kadının da eşlik ettiği olmaktaydı.
Ölüye sunulan eşyalar da çok zengin eşyalar olmayıp bazı süs eşyalarıydı.

Toprak kil ve tastan yapilmis tümülüslerin altinda bir yere gizlenmis mermer yada kireç tasindan mezar odalari Lidyalilarin ölümden sonraki yasamalrini sürdürdüklerine inanilan kanitlardir. Lidyalilar gerçek yasamalrini sürdükleri mekanlardan çok öldükten sonraki yasamalrini geçirecekleri mekanlara güzel ve süslü mermer yapi ve sunaklari donatmalari görülür.

Bayan Mezarıdır Çevresinde İtinalı Bir Araştırma Yapmak Gerekir.Başka bir işaret varmı diye bakılır. O işarete göre davranmak gereklidir.
top