Koltuk taşı işareti ve anlamı figürü defnecilik

Definecilikte koltuk taşı güzel bir işarettir. Her şekilde kesin define işareti olarak kabul edilir.

Bazen basamakla çıkılır bunlarda Frig Kraliyetlerine gösterim alanlarıdır. Bazen mezar sembolüdür. Önemli olan şey, basamaklı koltuk taşarının karşısında duran yığma frig tümülüs olma ihtimali yüksektir. Bu yığma yamaçta ise su tuzağına dikkat etmelisiniz.

Koltuk Taşı :

1- Kol konulacak sağ ve sollu olarak 2 yeri var: koltuk taşına otur karşına bak karşında bir tümsek görmen gerekir. define tümseğin içinde ana kaya içindedir

2- Koltuğun sadece sol konulacak yeri varsa o zaman koltuğa otur sol kolunu koy ve sol tarafa bak birbirine yaslanmış kayalara olacak, bu kayaların altında giriş var,

3- Koltuğun sadece sağ konulacak yeri varsa o zaman koltuğa otur sağ kolunu koy ve sol tarafa bak birbirine yaslanmış kayalara olacak, bu kayaların altında giriş var,

4- Kol konulacak yerleri yoksa arkasındaki tepenin üstünde bir yığma tümsek bul define bu tümseğin içinde

5- Koltuğa çık düz olarak 15 20 mt civarında başka bir işaret kaya ara. Mal ne kadar derindedir şüphalidir. .



Eski anadolu haritası Anadolu medeniyetleri


M.ö. 2. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen ve hangi devletlerin yaşadığını gösteren harita yukarıdadır.

ANADOLU MEDENİYETLERİ: Anadolu'da kurulan uygarlıklar sırasıyla şunlardır:
1) Hititler, Frigler,Lidyalılar, İyonlar, Urartular (MÖ 2.bin-Mö.600 yılları arasında)
2) Persler (M.Ö 543-333)
3) İskender İmparatorluğu
4) Roma İmparatorluğu
5) Bizanslılar (395-1071)
6) Türkler (1071-....)
Kur’an-ı Kerim’de cinlerle ilgili çeşitli bilgiler verilir. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) sahih hadislerinde de cinlerle ilgili az da olsa bilgi vardır. Hadislerde ki bilgi Kur’an-ı Kerim ayetlerindeki bilgidir, daha fazla açıklama içermez. Ancak bazı uydurmayı seven kimseler cinlerle ilgili yüzlerce sayfaya varan kitaplar yazıyorlar. Bu kitapların içindeki bilgilerin Kur’an-ı Kerim’e uyan kısmı doğrudur, geriye kalan kısmı uydurmadır.

Define arayanlar arasında cinlerle ilgili söylentiler vardır. Define konusunda yazılmış birkaç kitapta da cinlerle ilgili bir takım yazılar vardır.

Önce Kur’an-ı Kerim’de cinlerle ilgili bilgileri inceledikten sonra define konusunda cinlerle ilgili ortaya atılan konuları açıklayalım. Aşağıdaki ayetlerin verdikleri bilgilerin dışında cinler hakkında hikayeler uyduranlara itibar etmeyiniz.

Önce doğru bilgiler: Aşağıda Kur’an ayetleri vardır. Ayetlerin önündeki ilk rakam ayetin bulunduğu surenin numarasıdır, ikinci rakam da ayetin numarasıdır.

Allah cinleri kendisine ibadet etsinler diye yarattı:

Euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim : Taşlanmış Şeytan'dan Allah'a sığınırım. Rahman Ve Rahim Allah'ın Adıyla.

51/56 Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yarattım.

51/57 Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.

51/58 Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

Allah cinleri, insanlardan önce ve ateşten yarattı:


55/14 O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.

55/15 Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.

15/26 Andolsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.

15/27 Cinleri de, daha önce dumansız ateşten yarattık.

Cinler doğruyu bilmezler ve yalan uydururlar, çoğu yanlış yoldadır, bir kısmı doğru yolu buldu, cinlerden yardım isteyen insanlar azgınlardır ve yanlış yoldadırlar


72/1 De ki: "Cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir: "Doğrusu biz, hayrete düşüren bir Kur'an dinledik."

72/2 "Doğru yola iletiyor, ona inandık; Artık biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

72/3 "Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."

72/4 "Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."

72/5 "Doğrusu insanlar ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."

72/6 "Gerçekten, birtakım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."

72/7 "Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi zanda bulunmuşlardı"

72/8 "Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle doldurulmuş bulduk."

72/9 "Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş buluyor."

72/10 "Yeryüzünde olanlara kötülük mü murat edildi yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."

72/11 "Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."

72/12 "Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."

72/13 "Şüphesiz, doğruluk rehberini dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."

72/14 "İçimizde, (Allah'a) teslim olanlar da, yoldan sapanlar da vardır. (Allah'a) teslim olanlar, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."

6/128 (Allah) hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız." der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık." derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır." der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir

Kur’an’ı dinleyen cinler doğrunun farkına vardı, öbür cinler Allah’ın muradının önüne geçemez.

46/29 Kur'an'ı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar dinlemeğe hazır olunca birbirlerine: "Susun." dediler. (Kur'an) okunması bitince, uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

46/30 Şöyle dediler: "Ey milletimiz! Doğrusu biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir Kitap dinledik."

46/31 "Ey milletimiz! Allah'a çağırana uyun ve O'na inanın da (Allah) sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun."

46/32 Allah'a çağırana uymayan kimse bilsin ki, (Allah'ı) yeryüzünde aciz bırakamaz; onların O'ndan başka velileri de bulunmaz; işte onlar apaçık sapıklıktadırlar.

Cinler de doğru yola çağrıldılar, ama bu doğru yola uymayıp kafir oldular.


6/130 "Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bu günle karşılaşmanızdan sizi uyaran elçiler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz." derler. Dünya hayatı onları aldattı da kafir olduklarına, kendi aleyhlerinde şahitlik ettiler.

Cinlerle uğraşan ve onlara inananlar, cinlerden medet umanlar zalimlerdir.

34/39 De ki: "Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarf ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızk verenlerin en hayırlısıdır."

34/40 (Allah) bir gün onların hepsini diriltip toplar, sonra meleklere: "Bunlar mı size tapıyordu?" der.

34/41 Melekler: "Haşa, Seni tespih ederiz, bizim dostumuz onlar değil Sensin. Hayır; onlar bize değil cinlere tapıyorlardı, çoğu onlara inanıyorlardı" derler.

34/42 Zalimlere: "Yalanladığınız ateşin azabını tadın, bugün birbirinize fayda ve ne de zarar verebilirsiniz." deriz.

Allah cinleri yarattı ve kendine yakın da tutmadı, kendi işine ortak ta etmedi.

6/100 Cinleri -O yaratmışken- kafirler (Allah'a) ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa O onların vasıflandırmalarından münezzehtir ve yücedir.

26/210 Onu (Kur'an'ı) şeytanlar indirmemiştir.

26/211 Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez.

26/212 Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.

26/213 O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun.

Şeytan cinlerdendir, hem Allah’ın hem de insanların düşmanıdır. Şeytan’dan ve onun soyu olan cinlerden dost olmaz. Tek dost Allah’tır. Allah cinleri hiçbir işte kendine yardımcı edinmedi.


18/50 Meleklere: "Adem'e secde edin." demiştik. İblisten başka hepsi secde etmişti. O, cinlerden idi. Rabbinin buyruğu dışına çıktı. Ey İnsanoğulları! Siz beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? Halbuki onlar size düşmandır. Kendilerine yazık edenler için bu ne kötü değişmedir!

18/51 Oysa Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum. Saptıranları hiçbir işte asla yardımcı da edinmedim.

18/52 O gün (Allah): "Bana ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin." der. Onları çağırırlar, fakat hiçbirisi onların çağrılarına gelmez. Aralarına bir cehennem deresi koyarız.

36/60 Ey Ademoğulları! Ben size, "Şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır" demedim mi?

36/61 Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?

35/6 Şeytan şüphesiz sizin düşmanınızdır; siz de onu düşman tutun; o, kendi taraftarlarını, çılgın alevli cehennem yaranı olmaya çağırır.

Cinler Hz. Süleyman için köle gibi çalıştılar, çalışmayana ceza verildi. Cinler gaybı bilmez.


34/12 Gündüz estiğinde bir aylık mesafeye gidip, akşam estiğinde bir aylık mesafeden gelen rüzgarı buyruğu altına verdik. Onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Rabbinin izniyle, yanında iş gören cinleri onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.

34/13 Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.

34/14 Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman, ancak değneğini yiyen kurt onun ölümünü cinlere fark ettirdi. O, ölü olarak yere düşünce, ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı alçak düşüren bir azap içinde kalmazlardı.

Kur'an-ı Kerim'de bir- ikisi müstesna cinlerle ilgili ayetlerin tamamı bunlardır. Peygamberimizin önemli hadis kitaplarında bulunan cin ile ilgili hadislerinin sayısı çok az olup bir kaç tanedir ve yukarıdaki ayetlerden daha değişik bir bilgi içermezler.

Ama cinlerle ilgili uydurulan şeyler çoktur.

Define arayanlar arasında cinlerle ilgili söylentiler vardır. Define konusunda yazılmış kitaplarda cin konusuna da yer verilmiştir. Define ile ilgili yazılmış bir kitapta cinlerle ilgili bir takım yazılara ve şöyle anlatımlara rastladık :

1- Defineyi gömenler, defineyi 24 saat koruyamayacakları için cin çağırıyorlar ve onlara bekçilik yaptırıyorlar.

2- Kilisenin papazları kilisenin paralarını gömerken kara büyü - papaz büyüsü yaparlar.

3- Bazı paralar cinler padişahının koruması altındadır.

4- Besmelesiz gömüde ve eşkıya parasında cin vardır.

5- Kazı öncesinde pek çok definecinin tercihi, cin istihdam eden kişilere başvurarak yerin doğruluğunun tespitini istemektir.

6- Cinci (hoca) şüpheli araziden getirilen bir avuç toprağa bakarak arazide define olup olmadığını söyler. Paranın cinler tarafından sahipli olup olmadığını da söyler. Paranın miktarını ve derinliğini söyler.

7- Cinler ellerinde olan defineyi vermemek için uğraşırlar, çeşitli engelleme yöntemlerine başvururlar.

8- Cinlerin koruduğu para etrafında kazıdan önce çevirme yapılır. Çevirme siyah kemik saplı bıçak veya nar veya gül dalıyla kazılacak yerin etrafında dua okuyarak daire çizmektir. Bu arada tütsü yakılır, daire içinde 5 köy yumurtası kırılır; bu cinleri bir bomba gibi korkutur.

9- Eğer kazıda define bulunursa, bu paranın bir kısmı kazılan çukurda cinler için bırakılır. Bu şekilde cinler görevlerine devam edebilirler.

Buna benzer konular bu kitapta onlarca sayfa anlatılıyor. Bu anlatımların hepsi mesnedi olmayan sözlerdir. Meleklerle, cinlerle, ahiret dünyası ile ilgili bilgileri bize ancak Yüce Allah ve onun Peygamberi verebilir. Yüce Allah'ın ve sevgili Peygamberimizin bize öğrettiklerinde yukarıda anlatılan şeylerin zerresi bile yoktur.

Yüce Allah Kur'an'ı Kerim'de kendini "Hayrürrazikin" "Rızık verenlerin en hayırlısı" olarak tanımlamıştır:

34/39 De ki: "Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarf ettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızk verenlerin en hayırlısıdır."

Rızkı ve rızkın bir çeşidi olan "defineyi" de Allah'tan istemek gerekir. Bu arada define bulmak için cinlerden medet umanları da doğru yola davet ediyoruz. Cinlerle uğraşmaktan vaz geçsinler. "Şeytan da cinlerdendir." İnsanlar, Allah taraftarı veya Şeytan taraftarı diye ikiye ayrılır. Allah taraftarı olalım ve Yüce Allah'ın Fatiha suresinde bize söylettirdiği: "İyyake na'büdü ve iyyake nesta'in" = "Sadece sana kulluk eder ve sadece senden yardım dileriz" vazifesini yerine getirelim. Cinlerden yardım istemek yanlıştır. Definenin yerini cinler söylemez. Yüce Allah dilerse bir sebep yaratır ve sizi oraya götürür. Define ararken cinlerden korkulmaz, tek korkulacak varlık Allah'tır. O Kur'an-ı Kerim'de Ben'den korkun dedi. Yüce Allah dilemezse de kimsenin başına bir musibet gelmez. Ancak korkunun önüne geçilemezse, Yüce Allah, bu durumda kullarının kendisine sığınmalarını emretmiştir. Kur'an-ı Kerim'in son iki suresinde Yüce Allah bize şöyle söylettiriyor:

113/Felak Suresi

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

113/1 De ki: "Sığınırım ben tan yerini ağartan Rabbe,

113/2 Yarattıkların şerrinden,

113/3 Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden,

113/4 Düğümlere nefes eden (üfürükçülerin) şerrinden,

113/5 Haset ettiği zaman hasedçilerin şerrinden,"

114/Nas Suresi

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

114/1 De ki: "Sığınırım insanların Rabbine,

114/2 İnsanların hükümranına,

114/3 İnsanların Tanrısına,

114/4 O sinsi vesvesecinin şerrinden.

114/5 İnsanların kalplerine vesvese (kuruntu, kuşku) sokan,

114/6 (Bu vesveseciler) İnsanlardan ve cinlerdendir."
Bir tür ölü gömme geleneğidir. Soylu zenginlerden ziyade sadece halkın kullandığı bir sistemdir. Anadolu'da sık görülen bir ölü gömme geleneğidir. Ölü küp içerisine genelde "hoker" (bebeğin ana rahmindeki duruş şekli) tarzı konulur. Bazende ceset yakılarak külleri küp içerisine yerleştirilir. Halka ait olduğu için içerisine genelde ölü hediyesi konulmaz. Konulanlarda günlük yaşamda kullanılan basit malzemelerdir. Bu küplerde ya yerleşimin içine yada yerleşim yerine yakın yerlerde toprağa gömülür.

#Boş küpler ağız kısmı aşağıya bakar halde ya da yatay veya dikey halde bulunurlar.
#Yatay vaziyete bulunan küplerde paranın bulunduğu yer, ağzının baktığı istikamette ve bu istikamette güney-batıdadır.
#Dikey vaziyetteki küplerde ise, zemin arazi, küpün olduğu araziden birkaç basamak yüksektedir. Yön olarak da güney-batının öncelikli olarak düşünülmesi gerekir.
#Ağız aşağı haldeki küplerdeyse, çok az derinde küpün tam altında iyi haber parası olup, yedi - dokuz m. uzakta da asıl para bulunur. Yön olaraksa güney-batı yönünde bulunup, küpün üstünde o yönde bakan tarafta bir farklılık bulunur.

#Küp boş çıktı diye hemen vazgeçmeyin belki dolu bir küpe işaret ediyor olabilir.

Define yerleri


Bu başlığa bakarak size hemen define yerlerini göstereceğinizi düşünmeyin. İyi bir defineci bu şekilde bir başlığa inanarak define yerini bulamaz. Define bulmak için iyi bir işaret ve işaretin ne demek istediğini iyi yorumlamaktır. Sizler bu şekilde birileri size bilgisayar define yerlerini gösteriyormuş diyerek inanmayın. Türkiye Definecilik bakımından zengin bir yerdir. İşaretlere iyi bakın Hepinize iyi şanslar.

Gizlilik Sözleşmesi

Gizlilik politakası şartları :

Web sitemizi ziyaret ettiğiniz zamanlarda reklam hizmeti vermek için üçüncü taraf reklam şirketlerini kullanmaktayız. Söz konusu şirketler, bu sitelere ve diğer web sitelerine yaptığınız ziyaretlerden elde ettikleri (adınız, adresiniz, e-posta adresiniz veya
telefon numaranız dışındaki) bilgileri ilginizi çekecek ürün ve hizmetlerin reklamını size göstermek için kullanabilir.

Bu uygulama hakkında bilgi edinmek için ve söz konusu bilgilerin bu şirketler tarafından kullanılmasını engellemek üzere seçeneklerinizin neler olduğunu öğrenmek isterseniz http://www.networkadvertising.org/pdfs/NAI_principles.pdf (PDF) belgesinin A Eki'ne bakınız . NAI'nın örnek dili istediği zaman değiştirilebileceğini unutmayın.

Üçüncü taraf satıcı olarak Google, sitenizde reklam yayınlamak için çerezlerden yararlanır.
Google, DART çerezlerini kullanarak kullanıcılarınıza, sitenize ve İnternet'teki diğer sitelere yaptıkları ziyaretlere dayalı reklamlar sunar.

Kullanıcılar, Google reklam ve içerik ağı gizlilik politikasını ziyaret ederek DART çerezinin kullanılmasını engelleyebilir. http://www.google.com/privacy_ads.html

Bu internet sitesini kullananlar yukarıda belirtilen şartları kabul etmiş sayılırlar.

Çubuk ile Define Arama Define çubuğu yapımı








Yukarıdaki gibi bildiğimiz çubuk gibi tek farkı biraz elektrikle çalışması. Tutma kollarındaki ufak delikler L şeklindeki demirin rahat dönmesi için ve yandaki deliğe takılacak olan telin rahatsız etmemesi için delindi. Bilindiği gibi çubuklar yer altındaki elektriğe gidiyor. Bu ufak deliklere bir buçuk metre boyunda tel bağlanıyor. Bu teller bildiğimiz ışıldaklarda bulunan akülere bağlanıyor. Dikkat edilmesi gereken sağ ele gelecek tutma kolunun + sola gelecek kolun – olması. Aramada ise ne aranacak ise ağzımıza onu alıyoruz.

Tutma kolları bakır, uzatmalar ise iki takım var biri pirinç diğer ikisi bakır. Pirinç madene altına daha iyi gidiyor.Bakırlar ise boşluğa daha iyi gidiyor gibi.Ağzına ne alır isen ona gidiyor.resimdeki gibi bir delikten sağa artı kutpu solada aküden eksi kuTbu bağlıyon devam... ama bir tel ikinciye gerek yok esimde iki tane bağlanmış. o telde 1- 2 metre filan aküye gidiyor.10 cm lik pirinç çubuğu şüphelendiğin yere çakıyorsun. 15 metre filan ikili bir bakır kablo bulup birini sağa diğerini sola ve ucundaki ikiyi de o çaktığın yere bağlıyorsun.yine o raya giderse orada bir şey var demek.imiş çiviyi çaktığınız yere gidiyor

ÇUBUKLAR HAKKINDA TECRÜBELER-insanın kendine uyumu 4-5-6-8-lik
LL ŞEKLİNDE uzun kenarı 30 kısa kenarı 10 cm olmalı vede içi dolu olmalı
-
boşluklarda harika diye bililinir benim çok kullandıgım çubuktur
boşlukta çarpı yapar ama hiçbir zaman çubuklara bişey temas ettirmediginiz zaman çubuk boşluk bulur
buradaki ince çizgiyi atlamayınız bakınız burada çubuklarının tutma yerine kesinlikle birşey koymayınız yani bir bakır pirinç boru içerisine yapmış oldugunuz LL şeklindeki çubukları koymayınız o zaman bir şey bulamassınız
diyelimki bir boşluk buldunuz boşlugun enini boyunu çıkarmayı çok iyi çıkarırsanız bundan sonra
bu boşlugun içerisinde bizim aradıgımız metallerden varmı diye bakacaksanızbakınız burada çok önemli bir tecrübe verecem hangimetalden arıyorsanız

İNSANIN SOL ELİ NEGATİF SAG ELİ POZİTİFTİR İYİ BİR ÇUBUKÇU BUNU İYİ BİLİR

aramak istediginiz metalden küçük bir parçayı sağ elinize alınız o zaman bu boşlugun üzerinde gezmeye başlayınız bu elinizdeki metalden varsa çubuklar tam bu noktada çarpı yapar ama iş bunlada bitmez ama şunu açıkça ifade edeyimki bu piyasada satılan cihazların yüzde seksenini bu çubuk sollar tabiki çubuklar herkeste çalışmaz bu dogrudur

İYİ BİR ÇUBUKÇU ELİNDEKİ ÇUBUKLA ARAZİDE GEZERKEN ELİNDEKİ ÇUBUKLARI UNUTUR YANİ SANKİ ELİNDE ÖYLE BİR ÇUBUK YOKMUŞ GİBİ TRANS OLMALI ÇUBUKLARI KESİNLİKLE KONTROL ETMEMELİ

BAKIR ÇUBUKLARIN AVANTAJLARI KADAR DEZ AVANTAJLARIDA VAR
minarelden etkilenir
bazen metal ayırmada yanılmaları vardır
öyle çok uzaktan metal çekimi alamazsınız
bugünlük bu kadar
-GELELİM PİRİNÇ ÇUBUK KONUSUNA
pirinç olarak en fazla kullanılacak çubuk 3 lük vede LL şeklinde olmalı kısa kenarı 10 cm uzun kenarı 50 cm
-pirinç arazide hiçbir metali kaçırmaz
-bakır vede diger metalleri buldugunda tam çarpı yapar
-gümüş buldugunda sag eldeki çubuk dik durur sol eldeki tam metalin üzerinde tam çarpı yapar
-merak ettiginiz metali buldugunda çubuklardan sag daki sola tam döner soldaki çubukta dik olur yani bu çubuklar bunu tam yapar metal ayırmada yüzde seksen tam vurur bu çubuklar bu yazdıklarımı çubuktan anlayan arkadaşar bunları arazide gömerek denesinler yani hadi çarpı yaptı burası tamam diye bir şey yok arkadalar
boşlukta genelde çok büyük oranda soldaki sola sagdaki saga tam açılım yapsada yanılma ihtimali vardır yani küçük bir boşugu çok büyük gibi gösterir
degrli arkadaşlar size bir soru
neden arazide sarı olan metalin herkes çekimini alamaz
bu metalin size bazı özelliklerini sıralamak istiyorum
-bu metalin mıklatıslanma özelligi yoktur
-bu metalin oksiti yoktur
-toprak üzerine digermetaller gibi bakır bronz gümüş gibi oksitten oluşan gaz salınımı yapmaz
-bu metal toprakta uyur
-hiçbir alantarama çubukları bunu toprakta çekim yaparak bulamaz
-öyle işte 3 metrede 4 metrede benim cihazım çeker diyenlere benim naçizane fikrim inanmayınız
-ister vlf ister pi sistem ister gpr ler vs. hiçbiri bu metali metrelerce derinliklerde bulamaz bakınız burada metal olarak sarı saçlı kızdan bahsediyorum bu önemli bir bronzu bir bakırı bir gümüşü bulur ama toprakta yatan bu metali bulamaz bu yazdıklarımı tecrübe etmek isteyen araziye gömsün 3 adaet bilezigi bir denesin yeryüzünde metallere çarpan frekansları yutan tek metal altındır ancak yüzeye yakın olan metalleri yakalayabilirsiniz

bakınız bu yazdıklarımı kendi cihazlarınızla deneyiniz topraga gömüp deneyiniz vede bu cihazların ne aramak için yapıldıklarını anlayınız araziye gömmeden anlayamazsınız yalnız altının saflıgı azaldıkça derinligi artar..

RADYESTEZİ NEDİR ?


Fransızlar Radyestezi, İngilizler Dowsing demişler. Fransızca ışınım duyarlılığı anlamına gelir. Bizde ise çatal çubukla su bulma olarak biliniyor.
Dünyada birçok ülkede yüzyıllardan beri kullanılan bir yöntem. Yine bir çok ülkede dernekleri ve federasyonları mevcut. Bizde maalesef yok. Bizde bu işe inanan da maalesef pek yok. Avrupalı bilim olarak kabul etmiş, üniversitelerde kürsüleri açılmış. Rusya'da bu yöntemle altın arama yöntemleri üniversiteler tarafından geliştirilmiş. Bizde ise bilim adamları bunu su büyücülüğü olarak kabul ediyor.
Büyücülüğe inanan bilim adamı olur mu? Ama burası Türkiye. Burada oluyor. Bilim büyücülüğü kabul ediyor fakat yöntemi bir türlü bilimsel görmüyor. ben bunu bilim adamlarının önyargılı oluşlarına bağlıyorum. Yoksa bilim önyargılı olamaz.
Bana göre Radyestezi ışınım duyarlılık ya da radyasyon duyarlılık falan değildir. bana göre radyestezi, gönülden çıkıp, doğanın, bütünün bilgisine ulaşmaktır. Radyastezi bir trans halidir, bir sezgidir. Radyastezi, bir insanın kendi manyetizmasını diğer manyetik alanlarla etkileştirmesi sanatıdır. Çubuk sadece göstergedir. Maharet insanda ve insanın özündedir. Yeter ki biz özümüzdeki bu yeteneklerimizi ortaya çıkarmasını bilelim. yani kendimizi bilelim.
( M E T A L ) ÇUBUKLA DEFİNE ARAMAK

Modern dedektörlerin yanı sıra hala 'ilkel' denebilecek aletlerle hazine bulmaya çalışan definecilerin sayısı da hiç az değil. Definecilerin çoğu, halen eski yöntemlerle define aramayı sürdürüyor.

Çubuklar, Şimdi aynı misal, bazı insanlar, bakır borulardan veya ağaç dallarından çubuklar yapıyorlar bunları ellerinde gevşek bir şekilde tutuyorlar, elin kıpırdamasından, elin aynı pozisyonu sürekli koruyamamasından bir süre sonra elde tutulan çubuklar bazen sağa bazen sola dönüyor, bunun üzerine insanlar diyorlar ki işte çubuklarımız definenin yönünü tespit etti , haydi o tarafa gidelim! Uzakta duran altın, gümüş, define ile, elde tutulan çubuk veya onu kullanan kişi arasında hiçbir bilimsel bağlantı olmadığı halde böyle bir şey olur mu? Çubuğu kullanana sorarsanız pek güzel olur! çubuklar defineyi gösterdi, haydi o tarafa!!
--------------------------------
Işınım DuyarlılığıRadyestezi, su ve de maden gibi maddelerin veya belli hedeflerin yaydıkları ışınımları veya güç alanlarını bir alet aracılığı ile hatta bazen de aracısız olarak yakalamak sureti ile, bunların yerlerini, belirli olan durumlarını, çeşitli türdeki özelliklerini tespit etme yeteneğidir.

Radyestezi kelimesi, ışınım anlamına gelen Yunanca 'radi' ile duyarlılık anlamına gelen Latince 'esthesie' kelimelerinden türetilmistir. Dolayısıyla “ışınım duyarlılığı” demektir Fransız rahibin bulduğu bu sözcüğün yanı sıra, aynı kavramı anlatmak üzere İngilizler de dowsing kelimesini kullanırlar.
Radyestezi Medyumu ve Kullanılan Aletler
Radyestezi medyumu ve hedef arasında, radyestezik tepkiler göstermek şartıyla bir gösterge vazifesi gören radyestezik aletler oldukça çok çeşitlidir. Bunları başlıca iki ana sınıfa ayırabiliriz:
1- Radyestezi Çubukları (baguette, dowsing rod.)
2- Sarkaçlar (pandül, pandule, pendelum)
Radyestezi çubukları içerisinde en klasik olanı, çatallı fındık dalından yapılanıdır. Fındık ağacı, majik özelliklere sahip olduğuna inanılan ve tılsımlar, nazarlıklar yapmada kullanıldığı için tercih edilmiş olabilirler. Fakat günümüzde balinanın ağzındaki süzgeç çubuklarından, plastik, tel daha ziyade bakır ve metal olan çubuklar radyestezi çubuğu olarak kullanılmaktadır. Çatallı çubuk yerine, köşeli metal çubuklar ya da düz esnek bir çubuk, hatta bunların en hassas özelliğine sahip bulunan köşeli metal çubuklar da kullanılabilir. Çatallı çubuklar, bunları tutma şekilleri de çok çeşitlidir. Genellikle yapılan uygulamalarda ise, avuçlar yukarı bakacak yönde, çatallı dalın ya da çubuğun her iki kanadı dış tarafa doğru açılarak çok sıkmadan tutulur. Çubuğu yere doğru paralel ve ucu ileriye doğru bakar bir biçimde tutabileceğimiz gibi, ucunu yukarı tarafa yönelterek de tutabiliriz. Mühim olan, çubuğun ucunun yukarı tarafa kalkarak veya aşağı tarafa eğilerek aranan hedefe yönelik bir tepki göstermesidir. Radyestezistler, bu tepkiyi elde etmek açısından hareket halinde olurlar. Ya yürüme şeklini seçerler, ya dönerler veya ritmik beden hareketi yaparlar. Çatallı çubuğu diğer aletlerden ayıran bir özelliği de nötr durumuna kendiliğinden dönmeme özelliğidir. Her radyestezik tepki ertesinde tekrar ayarlanması gerekir.
Sarkaçlar ise prensip açısından, bir ipin veya zincirin ucuna bağlanmış bir ağırlıktan oluşmasıdır. Günümüzde sarkaçlar, çatallı dalın yerine çok daha sıklıkta kullanılır olmuşlardır. Bu sarkaçlar ahşap, metal, cam ve taş vb. türden çeşitli malzemelerden, hatta cep saati, altın yüzük gibi uygun olan objelerden de yapılabilirler. Sarkaçların şekli ve ağırlığı da yine radyestezistin isteğine göre değişir. Fakat top gibi küresel olanların diğerlerine nispeten daha dengeli olmalarından dolayı, bir çok avantajları vardır : Mesela, arazide kullanıldıklarında, rüzgardan diğerleri kadar etkilenmezler. Radyestezist sarkacın ipini, belli bir yerden, sağ elinin baş parmağı ile işaret parmağı arasında tutarlar ve de kolunu yatay olarak serbest bırakırlar. İpin boyunun uzunluğu çok önemli olduğu için ipin geriye kalan kesimi, boyunun ayarlanabileceği basit kapsamlı bir mekanizmaya veya serbest parmaklara sarılabilir. Radyestezist, sarkaca hafif bir salınım hareketi vererek işe başlar. Sarkacın boyunun ayarlı olması durumunda, salınım hareketi hedef üzerinde, mesela dairesel harekete dönüşecek, sarkaç dönmeye başlayacaktır. Bu, sarkacın gösterdiği radyestezik bir tepkidir. Tepkinin türü, sarkacın malzemesine, hedefe ve de radyesteziste göre değişir.

Kaynak : http://www.frm18.net/arkeoloji-definecilik/28408-definecilikte-isaretler-ve-anlamlari.html

Link: Affiliate Defined - Video Review

top